27 Nisan 2015 Pazartesi


Osmanlı da İstanbul Beyefendisi…

                Bandırmalı Ali Efendi (Öztaylan), bugün gittikçe derinliğini kaybeden dünyamızın sayıları oldukça azalan İstanbul beyefendilerinden biri. Bu güngörmüş zarif ihtiyarın eski Dersaadet insanın hayat felsefesine dair anlattıkları, “Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer!” dedirtecek cinsten:
                “Osmanlı’da hamaldan tutun da boyacıya kadar herkes terbiyeden nasiplerini almışlardı. Umum öyleydi. ‘İstanbul’un kedi köpekleri , Avrupalılar’dan daha terbiyelidir.’ Denilirdi. Çünkü kediye ayağını vuran, kuyruğuna bir şey bağlayan yoktu.
                Eski kıraathanelerde herkes masaların etrafında toplanır, kendi aleminde çayını içer sohbet ederlerdi. Masaların üzerinde de çıngıraklar bulunur, yüksek sesle konuşulduğu veya gürültü patırtı yapıldığı zaman kıraathane sahibi hemen çıngırağı çınlatır ve ‘edep ya hu’ diyerek sükunete davet ederdi. Umumi hava böyleydi.
                Kadınların tekneden kıyıya çıkacakları zaman , tekne sahibi eline değmesin diye ceketinin kolunu elinin üzerine doğru çeker , öylece hanımların kolundan tutup karaya çıkmalarına yardımcı olurlardı. Her semtin beyefendisinin kendisine has hasletleri vardı. Beşiktaşlı başka…Emirganlı başka…Üsküdarlı başka… Kimse birbirinin önüne geçmez…Herkes birbirine yol verme nezaketi yüzünden tramvayları kaçırırlardı. İşte bütün bu güzellikleri yıktık; ama yerine ne ikame ettik?”
                Muhaddis Şeyh Muhtasaril Kittani boşuna dememiş:  Herhangi biriniz , bir şeyhin terbiyesini görmezse , hemen koşup Türk terbiyesi alsın. Türk demek , Osmanlı demektir. Osmanlı demek de İslam terbiyesi demektir.”






Kaynak:

                Sohbet Tadında Tarih/İbrahim Refik. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder